Planports CRM logo

E-posta pazarlama… Kulağa eski moda gibi gelebilir, değil mi? Ama dijital dünyanın bu “eski dostu” hâlâ en etkili iletişim yollarından biri. Sosyal medya algoritmaları değişir, reklam maliyetleri artar, platformlar kapanır… Ama elinizde kendi e-posta listeniz varsa, kimse onu sizden alamaz.

Bu yöntem, sadece birkaç cümle ve doğru bir butonla insanları harekete geçirebilir. Bir sabah kahvesi eşliğinde açılan bir mail, o gün yapılacak bir alışverişin, katılınacak bir etkinliğin ya da keşfedilecek yeni bir markanın kapısını aralayabilir.

Üstelik e-posta, “birçok kişiye aynı mesajı göndermek” demek değil artık. Artık her alıcıya kendi ilgisine, geçmişteki davranışlarına, hatta en sevdiği ürünlere göre hazırlanmış içerikler sunmak mümkün. Yani bu, birebir iletişimin dijital hali.

Önümüzdeki satırlarda, e-posta pazarlamanın neden hâlâ zirvede olduğunu, nasıl planlanması gerektiğini ve hangi stratejilerle daha çok dönüşüm sağlayabileceğinizi adım adım göreceksiniz.

E-Posta (E-Mail) Pazarlama Nedir? E-Mail Marketing Nasıl Yapılır?

E-posta pazarlama (E-mail marketing) nedir?

E-posta pazarlama, bir markanın müşterilerine doğrudan ulaşmasının en kestirme yollarından biridir. Sosyal medyada paylaştığınız bir içerik herkesin önüne düşmeyebilir, ama e-posta kutusuna gelen bir mesaj neredeyse mutlaka görülür. Buradaki amaç, insanlara onların ilgisini çekecek bilgiyi veya fırsatı, doğru zamanda, doğrudan iletmektir. Yeni bir ürün, özel bir kampanya, önemli bir duyuru ya da markanızı hatırlatacak faydalı bir içerik… Hepsi e-posta pazarlamasının konusu olabilir. Üstelik bu yöntem, ölçümlenebilir olması sayesinde neyin işe yaradığını net olarak görmenizi sağlar.

E-mail pazarlama nasıl yapılır?

Başarılı bir e-posta pazarlaması, rastgele atılan maillerle olmaz. Öncelikle kiminle konuştuğunuzu bilmeniz gerekir. Bu, hedef kitlenizi net tanımlamak demek. Ardından bu kişilerden onay alarak bir e-posta listesi oluşturursunuz. Mesajınız ilgi çekici, kısa ve net olmalı. Konu satırında fazla vaat edip içerikte hayal kırıklığı yaratmak, güven kaybettirir. Görselleri, başlığı ve metni birbirini tamamlamalı. Gönderim sıklığını da dengede tutmak lazım. Haftada üç mail atmak insanları bunaltabilir, üç ayda bir atmak da unutulmanıza yol açar.

Hedef kitlenizi doğru belirleyin

E-posta pazarlamada “herkese aynı mesaj” mantığı genelde işe yaramaz. İnsanları, ilgi alanlarına, alışveriş geçmişine, yaşına veya bulundukları bölgeye göre gruplamak çok daha verimlidir. Mesela spor ayakkabı alan birine fitness ekipmanı önermek mantıklıdır ama ona mutfak robotu kampanyası göndermek büyük ihtimalle boşa gider.

E-mail listesi oluşturun

Listeyi oluştururken en önemli nokta, yasal onay almak. Türkiye’de KVKK gereği, kişinin rızası olmadan e-posta gönderemezsiniz. Bu onayı, web sitenizdeki abonelik formları, kampanya katılım sayfaları veya sosyal medya duyurularıyla alabilirsiniz. Böyle bir izin, hem sizi yasal açıdan korur hem de mesajın spam klasörüne düşme ihtimalini azaltır. Unutmayın, gönüllü olarak listeye giren kişiler zaten sizi görmek istiyordur.

Uygun e-posta türü belirleyin

Her e-posta aynı amaca hizmet etmez. Kampanya duyuruları, özel gün kutlamaları, yeni ürün tanıtımları, bilgilendirici bültenler… Her biri farklı içerik ve ton ister. Kampanya maili kısa ve net olmalı, hızlı aksiyon aldırmalı. Bülten ise daha sakin, bilgi verici ve güven oluşturan bir dille hazırlanmalı.

Etkili e-mailler oluşturun

Konu satırı, e-postanızın kapısıdır. 5-7 kelime arası, net ve merak uyandırıcı bir başlık en çok açılma oranını getirir. Gövde kısmında uzun paragraflardan kaçının, önemli bilgiyi başlarda verin. Görseller konuyu desteklemeli ama dikkat dağıtmamalı. Hazır şablon kullanmak işinizi hızlandırır ama markanıza özel bir tasarım sizi farklı gösterir. Her mailde mutlaka net bir yönlendirme butonu (CTA) olsun; “Hemen satın al”, “Detayları incele” gibi.

Bir mail örneği:

    Konu: Yalnızca Bugün: Tüm Ürünlerde %30 İndirim!

    Gövde metni:

    Merhaba,

    Bugün sizin gününüz! Sadece 24 saat boyunca tüm ürünlerde %30 indirim fırsatı sizi bekliyor. Favori ürününüzü daha uygun fiyata alma şansını kaçırmayın.

    Koleksiyonumuzdaki en çok sevilen ürünleri görmek için hemen aşağıdaki butona tıklayın.

    • Ücretsiz kargo
    • Güvenli ödeme
    • Hızlı teslimat

    Hemen alışverişe başla! (Burada alışveriş sayfasına yönlendirme linki/butonu bulunmalı.)

    Sevgiler..

    Marka adınız (Burada markanız bulunmalı.)

E-posta pazarlamanın avantajları

E-posta pazarlama hâlâ iş dünyasında sağlam duran bir yöntem. Sosyal medya hesaplarınız kapanabilir, algoritmalar değişir, reklam fiyatları uçabilir. Ama kendi e-posta listeniz varsa, o sizin kontrolünüzdedir. Kimse gelip kapınızı kapatamaz.

Bu liste, size doğrudan ulaşabileceğiniz bir topluluk verir. Gönderdiğiniz mesaj, takipçinizin gelen kutusuna düşer. Doğru kullandığınızda hem satış artar hem marka bilinir. Üstelik bu, sadece bugünkü satış değil uzun vadeli bir bağ kurma işidir.

Yüksek yatırım getirisi

E-posta pazarlamanın en tatlı yanı, harcadığınız paraya göre getirisinin yüksek olması. Araştırmalarda bu alana yatırılan 1 doların 30–40 dolar geri getirdiği söylenir. Bu nasıl oluyor? Çünkü mesajı, zaten sizinle ilgilenmiş kişilere gönderiyorsunuz. Daha önce alışveriş yapmış, sitenize bakmış ya da ürününüze göz atmış biri… Yani sıfırdan tanıtım yapmaya gerek yok. Üstelik maliyet düşük. Binlerce kişiye tek seferde ulaşmak için servet harcamanız gerekmiyor. Bu, küçük işletmeler için bile büyük avantaj.

Doğrudan ve kişiselleştirilmiş iletişim

E-posta, müşterinizle birebir konuşur gibi iletişim kurmanızı sağlar. Artık pek çok araç her kişiye özel içerik göndermeyi kolaylaştırıyor. Mesela, geçen ay sizden koşu ayakkabısı alan birine “Yeni sezon koşu kıyafetlerinde %20 indirim” başlıklı bir e-posta yollayabilirsiniz. Kişiselleştirme sadece isim eklemek değil. Müşterinin neye baktığını, neler aldığını ve ilgisini çeken konuları bilip buna uygun içerik göndermektir. Böylece alıcı, “Bu mesaj tam bana göre” der.

Geniş kitlelere ulaşma imkânı

Bir e-posta listesi ile tek tıkla binlerce kişiye ulaşabilirsiniz. Üstelik bu kişiler, markanızı zaten tanıyan veya en azından duymuş olan insanlar olur. Coğrafi sınır da yok. İster aynı şehirde, ister dünyanın öbür ucunda olsun… E-posta, hepsine aynı anda ulaşır. Bu yüzden özellikle e-ticaret yapanlar için altın değerinde.

Etkileşim ve güven

E-posta sadece kampanya göndermek değildir. Bazen faydalı bilgiler, ipuçları, rehberler, teşekkür mesajları… Bunlar, müşterinin gözünde sizi güvenilir kılar. Sürekli “satın al” diyen markalar bir süre sonra itici gelir. Ama değer katan içerikler gönderen marka, uzun vadede kazanan olur. Çünkü insanlar, güvenmediği yerden alışveriş yapmaz.

Maliyet etkinliği

E-posta, düşük bütçeyle büyük işler yapmanızı sağlar. Bir kez hazırladığınız içeriği ufak değişikliklerle tekrar kullanabilirsiniz. Kendi listeniz olduğu için de her kampanya için ek para çıkmaz cebinizden. Küçük işletmeler ve girişimler için bu, gerçekten büyük şans.

Otomasyon ve analiz imkânı

Günümüzde e-posta araçları sayesinde birçok işlem otomatikleşti. Yeni aboneye “Hoş geldin” maili, sepette ürün bırakana hatırlatma, doğum gününde özel indirim… Hepsi önceden ayarlanabilir. Ayrıca her gönderimin sonucunu görebilirsiniz: Kaç kişi açtı, kim tıkladı, kim satın aldı… Bu veriler, sonraki kampanyalarınızda daha iyi sonuç almanızı sağlar.

E-posta pazarlamada hedef kitle belirleme ve kişiselleştirmenin önemi

E-posta pazarlamanın yarısı kimle konuştuğunuzu bilmekten geçer. Yanlış kişiye doğru mesajı gönderirseniz boşa gider. İlk adım hedef kitlenizi tanımaktır. Yaş, cinsiyet, şehir, ilgi alanları, alışveriş geçmişi ve sitede hangi sayfalara baktığı gibi bilgiler, kimin neye ilgi duyduğunu anlamanızı sağlar. Sonra kişiselleştirme gelir. Herkese aynı mesaj yerine benzer özelliklere sahip kişileri gruplamak gerekir (segmentasyon).

Örneğin, erkek spor giyim alan birine kadın spor giyim kampanyası göndermek yerine yeni erkek koleksiyonunu tanıtmak çok daha mantıklıdır.

İlk adım, hedef kitlenizi tanımaktır. Bunun için kullanabileceğiniz bazı veriler şunlardır:

  • Yaş cinsiyet, yaşadığı şehir gibi demografik bilgiler
  • İlgi alanları, hobiler
  • Daha önce yaptığı alışverişler
  • Web sitenizde hangi ürünlere baktığı
  • Kişiselleştirme ise işin tadı tuzu.

Bu, sadece kişinin ismini maile eklemek değildir. Onun ilgisine göre teklif sunmaktır. Mesela, “Merhaba Ali” yerine, “Ali, geçen hafta incelediğin ayakkabılar %15 indirimde” demek çok daha etkili olur. Kısacası, doğru kişiye doğru mesajı gönderdiğinizde hem açılma oranınız artar hem de satış yapma ihtimaliniz yükselir.

E-posta pazarlama (E-mail marketing) türleri

E-posta pazarlamada farklı amaçlar için kullanılan birçok format vardır. Her biri farklı bir amaca hizmet eder ve doğru kullanıldığında etkili sonuçlar verir.

Promosyon E-postaları

En yaygın kullanılan e-posta türüdür. İndirim, kampanya ve yeni ürün tanıtımı gibi satış odaklı mesajları içerir. Burada önemli olan, mesajın net olmasıdır. İnsanlar ne sattığınızı ve onlara ne fayda sağlayacağını hemen anlamalıdır.

Örneğin: “Sadece bu hafta %30 indirim! Kaçırmayın.”

Kısa, net ve harekete geçirici.

Bilgilendirici E-mailler (Bülten)

Bu e-postalar satış yapmak için değil, bilgi vermek için gönderilir. Sektör haberleri, ipuçları, blog yazıları, rehberler…

Amaç, insanlara değerli içerik sunmak ve markayı güvenilir bir bilgi kaynağı olarak konumlandırmaktır. Böylece marka ile alıcı arasındaki bağ güçlenir. Ve bu bağ ileride satış yapmayı kolaylaştırır.

İşlemsel E-postalar

Müşterinin yaptığı bir işlem sonrası otomatik olarak gönderilen e-postalardır. Sipariş onayı, kargo takip bilgisi ve şifre sıfırlama gibi. Bu tür mailler genelde teknik görünse de ufak bir kişiselleştirme eklemek fark yaratır.

Mesela, “Siparişiniz yola çıktı” yerine “Ali, sipariş ettiğin kulaklık yolda!” demek, kullanıcıya kendini özel hissettirir.

Yeniden etkileşim E-postaları

Uzun süredir sizden alışveriş yapmayan veya e-postalarınızı açmayan kişiler için gönderilir. Amaç ilgiyi yeniden canlandırmaktır. Bunun için özel indirimler, “Seni özledik” temalı mailler ve kişiye özel öneriler kullanılabilir. Bazen tek bir iyi hazırlanmış geri dönüş kampanyası kaybedilen yüzlerce müşteriyi geri getirebilir.

Sezonluk kampanya E-mailleri

Yılbaşı, sevgililer günü, anneler günü ve okula dönüş dönemi gibi özel zamanlarda gönderilir. Bu dönemlerde insanlar zaten alışveriş modunda oldukları için doğru mesajla çok iyi dönüşler alınabilir. Ancak burada yaratıcılık önemlidir. Sıradan bir “İndirim başladı” mesajı yerine o dönemin ruhuna uygun özgün bir kampanya hazırlamak gerekir.

Sepet hatırlatma E-postaları

E-ticaret yapan markalar için altın değerinde bir e-posta türüdür. Müşteri ürünleri sepete ekler ama satın almazsa, ona hatırlatma maili gider. Bu mailde küçük bir indirim veya “Stokta az kaldı” gibi aciliyet hissi veren ifadeler kullanmak satın alma ihtimalini artırır.

Bazı araştırmalara göre sepet hatırlatma e-postaları %10–15 oranında ek satış sağlayabilir.

E-mail Pazarlamada Kampanya Stratejileri ve Uygulama İpuçları

E-mail pazarlamada kampanya stratejileri ve uygulama ipuçları

E-posta kampanyası hazırlamak, sadece “mail atmak” değildir. İyi bir strateji, kime, ne zaman, hangi mesajla ulaşacağınızı netleştirir. Planlı ilerlerseniz hem açılma hem tıklama oranlarınız artar. İçerik değerli olmalı, tasarım gözü yormamalı ve mesaj net olmalı. Zamanlama, konu satırı ve hedef kitle seçimi de kampanyanın başarısında kritik rol oynar.

Bir e-posta kampanyasının başarılı olması, sadece güzel bir görsel ya da iyi bir indirim sunmakla bitmiyor. Arkasında sağlam bir plan, doğru bir hedef ve düzenli bir takip süreci olmalı. Aşağıdaki adımlar kampanyalarınızı güçlendirecek ve dönüşleri artıracak temel unsurlardır.

Hedef ve plan belirleyin

Bir kampanyaya başlamadan önce “Bu e-postadan ne bekliyorum?” sorusuna net bir cevap vermek lazım. Satış mı artırmak istiyorsunuz, yeni bir ürünü mü tanıtacaksınız, yoksa sadece marka bilinirliğini mi güçlendireceksiniz? Hedef net olursa içerik ve görseller ona göre hazırlanır.

Mesela, stok eritmek için hazırlanan bir mail ile yeni müşteri kazanmak için hazırlanan mailin dili, tasarımı ve eylem çağrısı farklıdır. Ayrıca kampanya süresini ve bütçesini de baştan belirlemek işin ortasında panik yapmanızı önler.

Değer odaklı içerik oluşturun

Sadece “Al, sat, indirim” mantığıyla gönderilen mailler, bir süre sonra ilgi kaybeder. İnsanlara fayda sağlayacak bilgiler vermek markanızı daha güvenilir kılar. Bu değer bir rehber, ipucu listesi, mini eğitim ya da sektörle ilgili güncel haberler olabilir.

Mesela, spor ekipmanları satan bir marka, “Evde yapılabilecek 10 kolay egzersiz” başlıklı bir mail atabilir. İçeriğin sonunda da kendi ürünlerine uygun bir yönlendirme ekleyebilir.

Hedef kitle segmentasyonu

Bütün müşterilere aynı mesajı göndermek herkese aynı beden tişört vermek gibidir. Kimine bol gelir, kimine dar… Segmentasyon, müşterileri belli kriterlere göre gruplandırmak demektir.

Bu gruplar; yaş, cinsiyet, ilgi alanı, satın alma geçmişi ve bulunduğu şehir gibi verilere göre ayrılabilir. Böylece her grup kendi ihtiyaçlarına uygun mesaj alır.

Örneğin, geçtiğimiz ay bebek bezi alan birine, “Bebek bakım ürünlerinde fırsatlar” konulu mail göndermek çok daha mantıklıdır.

Gönderim zamanı belirleme

E-postanın içeriği kadar ne zaman gönderildiği de önemlidir. Aynı mail, sabah 09.00’da gönderildiğinde çok tıklanabilirken akşam 23.00’te gönderildiğinde hiç ilgi görmeyebilir.

Burada iki yöntem vardır:

  • Genel istatistiklere göre hareket etmek (örneğin, hafta içi sabah saatleri).
  • Kendi kitlenizin davranışlarını analiz ederek özel zaman belirlemek.

Özellikle B2B işlerde hafta içi mesai saatleri, B2C’de ise öğle araları ve akşam saatleri iyi sonuç verebilir.

Konu satırı ve ön izleme metni

Konu satırı e-postanın kapısıdır. Kapı ilgi çekici değilse kimse içeri bakmaz. Kısa, net ve merak uyandırıcı başlıklar en çok açılanlardır.

Örnek: “Yalnızca bugün %30 indirim!” veya “Ali, sepette bıraktığın ürün %15 indirimde”

Ön izleme metni ise konu satırının hemen altında görünen kısa açıklamadır. Burada da mesajı destekleyici bir cümle kullanmak önemlidir.

Mobil uyumlu tasarım

Artık e-postaların büyük kısmı telefondan açılıyor. Bu yüzden mail tasarımı mobil uyumlu olmazsa kullanıcı hemen kapatır.

Mobil uyum için dikkat edilmesi gerekenler:

  • Kısa başlıklar
  • Büyük ve okunaklı yazılar
  • Butonların parmakla rahat tıklanabilir olması
  • Fazla yan yana sütun kullanmamak
  • Düzenli gönderim takvimi

E-posta pazarlama, düzenli olduğunda etkisini gösterir. Ayda bir mail atan bir marka akılda kalmaz. Ama günde 3 mail atan da bıktırır. Haftada bir veya iki haftada bir gönderim çoğu marka için idealdir.

Takvimi önceden belirlemek hem içerik planlamasını kolaylaştırır hem de istikrarlı görünmenizi sağlar.

E-postalara A/B testi uygulama

Bazen küçük bir değişiklik büyük fark yaratır. Konu satırındaki bir kelime, butonun rengi, görselin boyutu…

A/B testi ile farklı versiyonlar hazırlayıp hangisinin daha çok açıldığını ve tıklandığını görebilirsiniz. Bu yöntem gelecekteki kampanyaları daha güçlü kılar.

E-maillerde eylem çağrısı düzenleme

Her mailin bir amacı vardır. Bu amaç eylem çağrısıyla netleşir. “Şimdi satın al”, “Detayları gör”, “Ücretsiz indir” gibi net butonlar kullanmak gerekir.

CTA (Call to Action/Eylem Çağrısı) kısa, dikkat çekici ve görünür olmalıdır. Sayfanın altına gizlenen bir buton çoğu kişi tarafından fark edilmez.

E-posta kampanyalarında performans ölçümü ve analiz

Bir e-posta gönderdiniz, iş bitmedi. Aslında işin önemli kısmı bundan sonra başlıyor.
Gönderdiğiniz mesaj insanların ilgisini çekti mi? Açtılar mı? İçindeki linklere tıkladılar mı? İşte bunları bilmeden “kampanya başarılı mıydı?” demek mümkün değil.

En çok bakılan verilerden başlayalım:

  • Açılma oranı: Konu satırınız dikkat çekmiş mi, çekmemiş mi? Eğer düşükse, ilk iş konu başlığınızı gözden geçirmek olur.
  • Tıklama oranı: İçerikteki bağlantılar ne kadar tıklanmış? Belki CTA’nız (“şimdi satın al” gibi eylem çağrısı) yeterince güçlü değildir.
  • Dönüşüm oranı: En kritik veri. İnsanlar sadece tıklamakla kalmamış ve istediğiniz adımı atmış mı? Satın alma ve form doldurma gibi.
  • Abonelikten çıkma oranı: Eğer bu oran yükseliyorsa ya çok sık mail atıyorsunuz ya da içerikler beklentiyi karşılamıyor.

Bu veriler tek başına birer sayıdan ibaret gibi görünse de aslında size sonraki adımlarınız için yol gösterir. Mesela, açılma oranı düşükse konu başlıklarını test edebilirsiniz. Tıklama azsa içerik düzeninizi değiştirebilirsiniz. Ayrıca bu ölçümleri tek seferlik değil, sürekli yapmanız gerekir. Çünkü bir kampanya iyiyse diğeri aynı sonucu vermeyebilir. Her gönderimden ders çıkarmak uzun vadede performansı ciddi şekilde artırır.

E-posta pazarlama araçları ve CRM kullanmanın önemi

Elle e-posta listesi yönetmek, kim hangi maili aldı takip etmek… bunlar hem yorucu hem de hata riski yüksek işler.
İşte tam burada Planports CRM gibi araçlar oyunu değiştirir.

CRM kullanmanın faydaları:

  • Tüm müşteri bilgileri tek yerde tutulur.
  • Kime, hangi içerik, ne zaman gidecek netleşir.
  • Gönderimler otomatik yapılır ve zaman kazanırsınız.
  • Müşterinin geçmiş davranışına göre özel teklifler hazırlayabilirsiniz.

Örneğin Planports CRM üzerinden son 2 ayda alışveriş yapan müşterilere “sadakat indirimi” gönderebilirsiniz. Ya da sepette ürün bırakıp satın almayanlara otomatik olarak hatırlatma maili gidebilir. Bu sadece satış artırmakla kalmaz müşteriyle aranızda daha güçlü bir bağ oluşturur.

Bunun yanında, CRM yazılımları hangi mailin ne kadar açıldığını hangi linkin ne kadar tıklandığını da gösterir. Böylece tahmin değil net veriler üzerinden ilerlersiniz. Siz de Planports CRM ile bu avantajları yakalamak için hemen bizimle iletişim kurun.

E-posta pazarlamanın dezavantajları

Avantajları çok ama her şey güllük gülistanlık değil.
En sık karşılaşılan sorunlardan bazıları:

  • Spam riski: Yanlış kelimeler, fazla link veya hatalı liste yönetimi maillerinizi spam klasörüne düşürebilir.
  • Abone kaybı: Çok sık veya ilgisiz içerik göndermek, abonelerinizi kaybetmenize neden olur.
  • Hazırlık süresi: Gerçekten kaliteli bir içerik hazırlamak zaman alır.
  • Yasal yükümlülükler: KVKK ve diğer veri koruma yasalarına uymak zorunludur.

Bunları bilerek yola çıkarsanız, dezavantajları en aza indirebilirsiniz. Planlı, ölçümlenebilir ve kitlenizi sıkmayan bir stratejiyle bu sorunlar büyük engel olmaktan çıkar.

Sık Sorulan Sorular

Bir e-postanın içeriği ne kadar iyi olursa olsun, yanlış zamanda gönderirseniz etkisi yarı yarıya düşer. Doğru zaman seçimi konu satırınız kadar önemlidir. Genel olarak, hafta içi sabah saatleri (özellikle 09.00–11.00 arası) açılma oranlarının yüksek olduğu zamanlardır. Çünkü insanlar işe başlamadan önce veya ilk kahvelerini içerken maillerine göz atarlar.
Ancak bu her sektör için geçerli olmayabilir. Mesela B2C markaları için hafta sonları da etkili olabilir; çünkü insanlar boş zamanlarında alışveriş eğiliminde olur.

En iyi sonucu almak için yapmanız gereken kendi kitlenizin alışkanlıklarını gözlemlemektir.

Planports CRM gibi profesyonel yazılımlarla hangi gün ve saatlerde daha fazla açılma/tıklama aldığınızı görebilirsiniz. Bu veriler “rastgele” gönderim yerine “bilinçli” zamanlama yapmanızı sağlar.

Ve unutmayın, tek seferlik test değil sürekli analiz yapmak gerekir. Çünkü insanların mail kontrol alışkanlıkları mevsime, tatil dönemlerine hatta ekonomik koşullara göre bile değişebilir.

Bu, en çok sorulan sorulardan biridir. Çok az gönderirseniz insanlar sizi unutur, çok sık gönderirseniz bıkarlar. Yani denge çok önemli.

Genel bir kural: Ayda 2–4 gönderim çoğu marka için sağlıklı bir aralıktır. Ama kampanya dönemlerinde (örneğin yılbaşı, anneler günü, bayramlar…) bu sayı artabilir. Önemli olan her mailin bir “değer” taşımasıdır. Eğer göndereceğiniz içerik gerçekten ilgi çekecek, fayda sağlayacaksa haftada birkaç kez bile gidebilir. Ama boş, sadece “aklımdaydın” gibi içerikler uzun vadede abone kaybına neden olur.

Ayrıca farklı gruplara farklı sıklıkta mail atmak da mümkündür. Mesela çok aktif müşterilere haftada bir, daha az etkileşimde olanlara ayda bir göndermek gibi. Segmentasyon burada büyük fayda sağlar.

Ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun, spam klasörüne düşen bir mailin kimseye faydası olmaz. Bu yüzden “spam filtreleri” ile aranızı iyi tutmak şart. İlk olarak izinli pazarlama yapın.
Yani e-posta listenizdeki herkesin size açıkça onay vermiş olması gerekir. KVKK’ya göre bu zaten yasal zorunluluk.

İkinci olarak, konu satırında “Ücretsiz”, “Hemen satın al”, “Kazanın” gibi spam tetikleyici kelimeleri çok fazla kullanmayın. Aşırı büyük harf, gereksiz ünlem işaretleri ve çok fazla link de filtrelerin gözünde risk faktörüdür.

Üçüncü olarak, gönderen adresinizin güvenilir olması gerekir. Gmail, Outlook gibi sağlayıcılar, kötü sicili olan alan adlarından gelen mailleri otomatik olarak spam’a atabilir. Bu yüzden domain kimlik doğrulaması (SPF, DKIM, DMARC) ayarlarını yapın.

Ayrıca listenizi düzenli olarak temizleyin. Uzun süredir açmayan veya tıklamayan adresleri listeden çıkarmak, gönderim itibarınızı yükseltir. Unutmayın, spama düşmemek sadece teknik değil aynı zamanda içerik kalitesiyle de ilgilidir. İnsanların gerçekten açmak isteyeceği mailler, spam filtrelerinden de daha kolay geçer.